Anahit Hukuk

Yaşam Hakkı ve Sosyal Devlet İlkesi Bağlamında Kanser Hastalarının İlaca Erişim Hakkı

Kategori

Yaşam hakkı, insan onurunun korunması ve bireyin fiziksel-manevi varlığını geliştirme hakkı ile birlikte, sağlık hakkını da içeren temel bir anayasal haktır. Bu hak, yalnızca kişinin yaşamını sürdürmesini değil, sağlıklı bir yaşam sürmesini ve tedaviye erişimini de kapsar. Sosyal devlet anlayışının bir yansıması olarak devlet, bireylerin sağlık hizmetlerine ulaşmasını yalnızca gözetmekle değil, aktif şekilde sağlamakla da yükümlüdür.

Anayasa’nın 17. maddesi uyarınca yaşama hakkı, hiçbir koşulda sınırlanamayacak mutlak bir haktır. Sağlık hakkı ise 56. maddede düzenlenmiş ve bireyin beden ve ruh sağlığı içerisinde yaşama hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Bu hükümler birlikte değerlendirildiğinde, bireyin yaşamının korunması ve tedaviye erişiminin sağlanması, yalnızca etik bir sorumluluk değil, pozitif bir anayasal yükümlülük olarak devletin görevidir.

Sosyal devlet ilkesi, sadece bireylerin temel hak ve özgürlüklerini sınırlamama yükümlülüğünü değil, aynı zamanda bu hakların etkin biçimde kullanılabilmesi için gerekli altyapıyı oluşturma görevini de devlete yükler. Bu bağlamda;

  • Yaşamı tehdit eden bir hastalığın varlığı,
  • Bilimsel olarak etkinliği kanıtlanmış bir tedavi yönteminin bulunması,
  • Ve bireyin bu tedaviye ekonomik sebeplerle ulaşamaması hâlinde,
    ilgili kamu otoritesinin tedaviye erişimi sağlamakla yükümlü olduğu açıktır.

Türkiye, başta Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi, Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi olmak üzere pek çok uluslararası metne taraftır. Bu belgelerde, bireyin sağlık hizmetlerinden yararlanması ve sosyal güvenlik haklarına erişimi temel insan hakları arasında sayılmıştır.

Özellikle AİHS madde 2’de düzenlenen yaşam hakkı, sağlık hizmetlerine erişim engellendiğinde devletin ihmalen sorumluluğunu gündeme getirebilir. Nitekim Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, bazı kararlarında sağlık hizmetlerine erişimin engellenmesini yaşam hakkının ihlali kapsamında değerlendirmiştir.

Tıbbî bir tedavinin gerekliliği ve uygunluğu hususunda karar verme yetkisi, kamu otoritesinden ziyade, uzman hekimlerin bilimsel değerlendirmesine dayanmalıdır. Sağlık idaresi, ruhsatlı ve bilimsel olarak etkinliği kanıtlanmış ilaçların kullanımını yalnızca listelerde yer alıp almaması kriteriyle sınırlayamaz. Hastalık nadir dahi olsa, kişisel tedavi planlamasında hekimin kanaati esas alınmalıdır.

SGK uygulamasında bazı ilaçların geri ödeme listesinde bulunmaması, tedaviye erişimin engellenmesine neden olabilmektedir. Ancak burada kamu kaynaklarının sınırlılığı gerekçesi, Anayasa’nın tanıdığı temel hakların özüne dokunamayacak bir sınırlandırma ölçütüdür. Kaldı ki, kanser gibi ölümcül hastalıklar söz konusu olduğunda, tedavinin kamu kaynaklarıyla karşılanması keyfî bir takdir yetkisi değil, zorunlu bir pozitif yükümlülüktür.

Bir sosyal hukuk devleti olarak Türkiye Cumhuriyeti, bireylerin yaşam hakkını ve sağlık hakkını etkili biçimde korumakla yükümlüdür. Ekonomik durumuna bakılmaksızın her bireyin, hekimi tarafından uygun görülen bilimsel ve etkili tedaviye erişimi sağlanmalıdır.

Yargı kararlarında da vurgulandığı üzere, tıbben gerekli olan bir ilacın hastaya sağlanmaması, hastanın yaşamını tehdit edebilir ve bu durum hem anayasal hem de uluslararası hukuk bakımından devletin sorumluluğunu doğurur. Kamu otoritelerinin bu alandaki tutumu, sadece sağlık politikalarının değil, aynı zamanda hukukun insanı merkeze alan anlayışının bir ölçütüdür.

İleri evre bir kanser türü olan metastatik malign melanom tanısı konan bir hasta için, hekimler tarafından immünoterapi tedavisi önerilebilmekte ve özel bazı ilaçların kullanılması zorunlu görülebilmektedir. Ancak bu ilaçlar Sosyal Güvenlik Kurumu’nun geri ödeme listesinde bulunmadığı gerekçesiyle kurum tarafından karşılanmamakta ve hastaların birçoğu maddi imkânsızlıklar nedeniyle ilaca erişememektedir.

Anahit Hukuk Bürosu tarafından açılan birçok davada hastanın dava tarihinde haklı olduğunu, ilacın tıbben gerekli olduğunu ve tedaviye erişimin sağlanması gerektiğini tespit ederek söz konusu kanser ilaçlarının Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından kesinti yapılmaksızın karşılanmasına karar verilmiştir.  Açmış olduğumuz davalar ile müvekkillerimizin uzman hekimler tarafından kendileri için tedavi olarak belirlenen ilaçlara erişimi sağlanmıştır. 

Kanser hastalarının tedaviye erişim hakkı ve Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanmayan ilaçların temini konusunda hukuki yollar mevcuttur. Hekiminiz tarafından reçete edilen bir ilacın ödenmemesi ya da tedaviye erişiminiz engelleniyorsa, konuyla ilgili uzman bir hukukçudan danışmanlık almanız haklarınızı etkin biçimde kullanmanızı sağlayacaktır.

Unutmayın, yaşam hakkınız anayasa ve uluslararası sözleşmelerle koruma altındadır.

Bize Ulaşın

Hukuki süreçlerinizde güvenilir bir rehber arıyorsanız, sizin için buradayız. Sorularınız ve danışmanlık ihtiyaçlarınız için bizimle iletişime geçmekten çekinmeyin. Profesyonel ekibimiz size en kısa sürede yardımcı olacaktır.