
Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nin 23 Ekim 2023 tarihli, E.2022/1846, K.2023/8954 sayılı kararı ile , teknik araçlarla izleme tedbirlerinin sınırlarını ve hukuka aykırı delil kavramının kapsamını yeniden hatırlatan önemli bir içtihat oluşturmuştur. Karar, kent güvenlik yönetim sistemi (KGYS) kameralarıyla gerçekleştirilen izlemelerin, ceza muhakemesi bakımından hangi koşullarda kullanılabileceğini ve hangi durumlarda hukuka aykırı delil niteliği kazanacağını somut biçimde ortaya koymaktadır.
Olayda, kolluk kuvvetleri cezaevinden yeni çıkan bir şahsın uyuşturucu madde ticareti yaptığı yönündeki istihbari bilgilere dayanarak, şüphelinin ikametinin önünü gösteren KGYS kameraları aracılığıyla izleme yapmıştır. Ancak bu işlem, Cumhuriyet savcısına bilgi verilmeden ve hâkim ya da savcı tarafından verilmiş bir teknik izleme kararı olmaksızın gerçekleştirilmiştir. Kolluğun doğrudan kamera sistemi üzerinden yaptığı bu takip sırasında, şüpheliyle kısa süreli temas kuran başka bir kişi tespit edilmiş ve bu kişi yakalandığında üzerinde uyuşturucu madde ele geçirilmiştir. İlk derece mahkemesi bu görüntülerden elde edilen bilgiler doğrultusunda hüküm kurmuşsa da Yargıtay, delil elde etme sürecinin hukuka uygun olmadığını tespit etmiştir.
Kararda öncelikle KGYS sisteminin amacı açıklanmıştır. Yargıtay’a göre KGYS, kamu düzeninin sağlanması, trafik kontrolü, can ve mal güvenliğinin korunması gibi kamusal amaçlarla oluşturulmuş bir sistemdir. Dolayısıyla bu sistemin, suç işlendikten sonra failin tespitinde veya delil elde edilmesinde kullanılmasında bir sakınca bulunmamaktadır. Ancak sistemin, belli bir şahsı hedef alarak, belirli bir alanın sürekli izlenmesi amacıyla kullanılması hâlinde durum değişmektedir. Bu tür faaliyetlerin, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 140. maddesinde düzenlenen “teknik araçlarla izleme” koruma tedbirinin kapsamına girdiği belirtilmiştir. Bu madde uyarınca bir kişinin kamuya açık alanlardaki faaliyetlerinin teknik araçlarla izlenebilmesi, kuvvetli suç şüphesi bulunması, başka şekilde delil elde edilememesi ve hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının kararıyla mümkündür.
Somut olayda kolluk, herhangi bir yargı kararı olmaksızın KGYS kayıtlarını doğrudan izleyerek şüpheliyi gözetim altına almıştır. Bu nedenle Yargıtay, elde edilen görüntülerin hukuka aykırı biçimde elde edildiğine hükmetmiştir. Dahası, söz konusu görüntüler sonucunda yakalanan kişiden elde edilen uyuşturucu madde de, “türev delil” olarak adlandırılan, hukuka aykırı elde edilmiş ilk delilden doğrudan kaynaklandığı için geçerliliğini yitirmiştir. Yargıtay, bu delillerin Anayasa’nın 38. maddesinin altıncı fıkrası ile CMK’nın 206/2-a, 217/2 ve 289/1-i hükümleri uyarınca hükme esas alınamayacağını açıkça belirtmiştir. Böylece mahkeme, ceza muhakemesinde delil serbestisinin sınırının “hukuka uygunluk” ilkesiyle belirlendiğini bir kez daha vurgulamıştır.
Bu kararın önemi, yalnızca somut olayla sınırlı değildir. Ceza yargılamasında dijital gözetim sistemlerinin kullanımına ilişkin sınırlar bakımından da ciddi bir uyarı niteliği taşımaktadır. KGYS kameraları, kamusal güvenlik amacıyla kurulan bir sistemdir; bireylerin kişisel olarak hedef alınarak izlenmesi, adli delil toplama faaliyeti niteliği taşıdığı anda farklı bir rejime tabi hale gelir. Bu durumda, CMK m.140 kapsamında hâkim veya savcı kararı alınmaksızın yapılan izlemeler, artık “kamu güvenliği” değil, “adli gözetim” faaliyetidir ve hukuka aykırı delil yasağının kapsamına girer.
Hukuka aykırı delil yasağı, ceza muhakemesinde yalnızca bireyin temel haklarını korumakla kalmaz, aynı zamanda yargı organlarının meşruiyetini ve yargılamanın adilliğini güvence altına alır. Yargıtay’ın bu kararı, “amaç her ne kadar kamu güvenliği olsa da, araç hukuka uygun değilse sonuç da geçerli olamaz” ilkesini hatırlatmaktadır. Böylece mahkeme, teknolojik gözetim araçlarının kullanımında sınırların açık ve denetlenebilir olması gerektiğini, keyfi uygulamalara karşı yargısal denetimin vazgeçilmez olduğunu bir kez daha teyit etmiştir.
Bu kararın uygulamadaki etkisi, soruşturma makamlarının KGYS gibi dijital izleme araçlarını kullanmadan önce hâkim veya savcı kararına başvurma zorunluluğunu pekiştirmesi ve savunma makamlarına da önemli bir kontrol noktası kazandırmasıdır. Bundan sonra, kamera kayıtlarına dayalı her delil, yalnızca içeriğiyle değil, elde edilme süreciyle birlikte değerlendirilecektir. Kararın özü, “hukuka aykırı yoldan elde edilen hiçbir delil, adaletin temelini oluşturamaz” gerçeğini bir kez daha somutlaştırmaktadır.
Bu yazı yalnızca bilgilendirme amacı taşımaktadır; hukuki danışma niteliğinde değildir.
Kaynak: Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E.2022/1846, K.2023/8954, 23.10.2023.